üniversite
MİCHELSON - MORLEY DENEYİ:
| MİCHELSON - MORLEY DENEYİ: |
|
|
|
| Yazar fizik | |||
| Cumartesi, 24 Şubat 2007 | |||
|
MAXWELL'in 19. yüzyılın ikinci yarısında kurduğu Elektromagne-tik Teori, elektrik ve mağnetik olayların uygun ve ahenkli bir teorisi olup bütün elektromagnetik dalgaların ve bu arada, tabiî, ışığın da yayılmasını matematik kanunlara bağlamaktadır. Klâsik Fizikte hâkim olan meka-nikçi zihniyet, nasıl ses dalgalarını ve su yüzeyindeki dalgaların meydana gelişini mekanik bir görüşle, yâni bir ortamın esnek ( = elâstikî) bozulumları (=pertürbasyonları) aracılığıyla, izah etmişse elektromagnetik 'dalgaların yayılmasının da, benzer şekilde, bir ortamın esnek bozulumlarının eseri olacağına kanaat getirmişti. Bu ortamın, denel olarak doğrudan doğruya ortaya konulamamakla beraber atomların içine varıncaya kadar evrenin her yerini doldurduğu farzedilmekteydi. Esir adı verilen bu ortamın esnek bozulumları olarak ortaya çıkan ışık dalgalarının kutuplanmasını (polarizasyonunu) izah etmek için ışığın enine titreşimler yaptığı ve bunu temin edebilmek için de esîrin teorik olarak sonsuz, ve pratik olarak da en mukaavîm cisimlerden daha yüksek bir sertliği haiz olması gerektiği tesbit edilmiştir. Böyle bir sertliğin esirdeki bütün cisimlerin hareketine sonsuz bir direnç göstermesi yâni hiç bir hareketin mümkün olmaması icâbederdi. En basit gözlemin yalanladığı bu keyfiyet esîr kavramındaki, derin çelişikliği açığa çıkarır niteliktedir. Esir dalgaları olan ışığın boyuna titreşimler yapmadığını izah etmek için ya bu tip boyuna dalgaların sonsuz hızı haiz olduklarını, ya esîrin asla sıkıştırılamayan bir ortam olduğunu, ya da bu tip dalgaların yayılma hızlarının sıfır olduğunu kabul etmek gerekiyordu ki bu sonuncu özellik esirin.negatif (!) bir sıkıştırılma katsayısını haiz olmasına denkti. Diğer taraftan salt kavram olarak da esîr kavramı sıhhatli bir kavram değildir. Gerçekten de mantıkta prensip petisyonu denen ve dâvayı delil olarak alma hatâsı demek olan bir tutumu esîrin tanımında açıkça görebiliriz, şöyle ki: eşîrin varlığı hakkında elektromagnetik dalgalardan başka bir delil yoktur; oysaki esîr varsayımı zâten sırf elektromagnetik dalgaları izah etsin diye ortaya atılmıştır. Bu fasit daire ve esîrin herhangi bir teste tabî tutulamaması bunun çelişiksiz ve objektif bir kavram olmadığını göstermektedir. Diğer taraftan esîr adı verilen bu ortamın aynı zamanda NEWTON anlamındaki «mutlak uzay» kavramının da mücessem (somut) temsilcisi olduğuna inanılıyordu. Eğer bir cismin esîre göre mutlak hızı ölçülebilecek olursa, deneyin olumlu bir sonuca erişmesi hâlinde, esîrin varlığı da dolaylı bir şekilde gerçeklenmiş olacaktı.
Öte
yandan elektromagnetik teorinin temel denklemleri matematik bakımdan GALÎLE
dönüşümlerine göre invaryant değildirler. Şu. hâlde meselâ esîr ile esîre göre
düzgün doğrusal bir hareket icra eden bir (S) referans sisteminde
elektromagnetizma kanunları farklı olacaktır. Özellikle meselâ ışığın boşlukta
ve esîr içinde Yerin Güneş etrafındaki yörüngesi üzerinde yaklaşık olarak 30 km/ sec lik bir hızla dolandığı astronomik bir şekilde tahkîk edilmiş bir gerçektir. Çok kısa bir zaman süresi için Yerin bu yörünge üzerinde aldığı yolun bir doğru olduğu ve hızının da bu sürede sabit kaldığı kabul edilebilir. Şu hâlde bu süre zarfında Yerin esîre göre düzgün doğrusal bir hareket yapan bir GALÎLE sistemi teşkil ettiğini söyliyebiliriz. Mademki ışığın yayılma kanunu GALÎLE sistemlerine göre invaryant kalma özeliğini haiz değildir, biz Yer üzerinde bir kere Yerin hareket yönünde, bir kere aksi yönde ve bir kere de hareket yönüne dik bir yönde ışık yollasak, ışık bu yönlerin hepsinde de ayrı ayrı hızları haiz olacaktır. Başka bir deyimle Yerin teşkil ettiği sistem ışığın yayılma 'hızı bakımından izotrop (eşyönlü) olmayacaktır (Uzayın ışık hızı bakımından eşyönsüzlüğü, anizotropluğu). Yalnız bu anizotropluktan yararlanıp hiç bir astronomik olaya başvurmadan, sâdece esirin her yeri dolduran mutlak bir ortam olması özelliğini göz Önünde tutarak, lâboratuvarımız-da Yerin esire nazaran mutlak hızını ortaya kpyabilirsek bu suretle esirin varlığı da denel olarak dolaylı bir şekilde gerçeklenmiş olacaktır. Bunu gerçekleştirecek olan deney düzeni Michelson ve Morley tarafından geliştirilmiş olup monokromatik bir kaynaktan çıkan ışığın yarı saydam bir ayna aracılığıyla biri Yerin hareket yönünde ve biri de ona dik İki kısma bölünüp eşit uzaklıklar katettirilerek aynalardan aksettirildikten sonra tekrar birleşip girişim saçakları meydana getirmeleri özüne dayanır (Bk. Şekil: ILI). Böylece meydana gelen girişim saçaklarının durumları tesbit edildikten sonra âlet 90° çevrilip saçaklarda ortaya çıkan kayma ölçülerek buradan Yerin esire göre mutlak hızını hesaplamak mümkün olacaktır. Bu hızın Yerin Güneş etrafındaki teğetsel hızı mertebesinde olması lâzım geldiği aşikârdır. ![]()
Yerin v hızıyla hareket doğrultusu olan O A yönünde ışık esîre göre, Klâsik Mekaniğin hızların bileşim kuralına binâen c+v ve bunun aksi yönünde de, yâni AO boyunca da, c—v hızıyla yayılacaktır. Buna göre ışığın OA ve AO yu katetmesi için lâzım gelen zaman
ve bu zamanda ışığın katettiği optik yol da
olur. Diğer taraftan ışığın OB ve BO yönlerinde^ hızı da hızların vektö-rel bileşiminden (BK. Sekil: II.2) kolavca elde edilir, ve
bulunur. Buna göre iki ışın aynı uzunlukları katettiklerinde aralarındaki optik yol farkı
olur. Ancak âleti bir kere de pozitif yönde 90° döndürdüğümüzde O A kolu OB yerine ve OB de eski O A nın aksi yönüne gelecek ve bu suretle de kolların rolleri aralarında değişmiş olacaklarından fark da aksi yönde olacak ve girişim saçaklarının kaymasına tekaabül eden optik yol farkı böylece iki misli olacaktır:
n ile ötelenen girişim saçaklarının sayısı ve X ile de monokromatik ışığm dalga boyunu göstermek üzere
ya da
ve buradan da Yerin esîre nazaran mutlak hızı olarak ![]()
bulunur, c, X, D bellidir ; ötelenen girişim saçağı adedi olan n de deney sonucu tesbit edilebilir. Böylece eğer esir var ise Yerin esîre nazaran v mutlak hızı tesbit edilmiş olur. Fakat deney sonucu, girişim saçaklarında hiçbir kayma tesbit edilememiştir: n=0. Bu ise v = 0, yâni Yer esîre göre hareket etmiyor, ya da esîr diye bir ortam mevcut değildir demektir. Deneyin vardığı bu olumsuz sonuç, Yerin hareket ettiğinin başka kaynaklardan reddedilemez bir şekilde tesbit edilmiş olması dolayısıyla, şüphesiz ki tatmin edici bir sonuç değildir. EİNSTEÎN 1905 de Michelson-Morley deneyinin olumsuz sonucunun, her türlü art fikirden bağımsız olarak, bize 1) ışığın yayılması bakımından uzayın eşyönlu (izotrop) olmasından başka bir şeye delâlet etmediğini ve, 2) esîr diye bir ortamın mevcut olmadığını gösterdiğini savundu. Çift yıldızlardan yararlanarak ışığın hızının, kaynağının hareketinden bağımsız olduğu gösterilebilir. Şekil: II.3 de (a) daki yıldızdan Yere gelen ışık NEWTON mekaniği ilkelerine göre, t ile ışığm yıldızı terkettiği ânı, L ile yıldız-Yer uzaklığını ve T ile de yıldızın yörüngesi üzerindeki peryodunu göstermek suretiyle, sırasıyla
anlarında ve (b) de bulunduğu zamanki ışığı da
olsa, bu takdirde yildızın aynı anda hem (a) ve 'hem de (b) de gözükmesi gerekirdi. Hâlbuki bu eşitliği gerçekleyecek şekilde bazı çift yıldızlar bilinmektedir. Fakat bunlar için yıldızın hem (a) da ve hem de aynı anda (b) de gözükmesi gözlenmemiştir. Bu sonuç ışığın hızının kaynağına bağlı olduğu varsayımının doğru olmadığını göstermeğe bir delildir. Işığın hızının kaynağından bağımsız olduğu doğrudan doğruya ve lâboratuvarda gerçekleştirilen deneylerle de, James ve Stenberg tarafından optik yolla (1963) ; Sadeh tarafından elektron-pozitron yokolmasında ortaya çıkan Eğer ışık biribirlerine nazaran düzgün doğrusal hareket yapan sistemlerde kaynağın hareketinden bağımsız olarak aynı bir c hızıyla- eşyön-lü olarak yayılryorsa bunun en tabiî sonucu: (1) esirin ışığın yayılması için fuzûli ve varlığı hiçbir şekilde ortaya konamayan boş vé sübjektif bir varsayım olduğudur; (2) üstelik ışığın eşyönlü yayılması düzgün doğrusal hareket eden referans sistemlerinde elektromagnetizma kanunlarının gerçekten de invaryant olduklarını da îmâ eder. Bunlardan esinlenen EÎNSTEÎN bu hususları iki ilke hâlinde vazederek sonuçlarını incelemiştir: 1) Işığın eşyönlü (izotrop) yayılması ilkesi. Işık, uzayda, kaynağından bağımsız olarak her yönde aynı c hızıyla yayılır. 2) özel Rölativite İlkesi, ister elektromagnetizma olsun, isterse mekanik olsun bütün fizik kanunlarının ifâdesi bakımından bütün eylemsizlik (GALÎLE) sistemleri biribirlerine eşdeğer olmalıdırlar (yâni bütün fizik kanunları bu sistemlerde invaryant olmalıdırlar).
Favorilere Ekle
Sik Kullanilanlar
E-posta ile Bildir
Okunma: 4472 Yorumlar
(0)
|
|||
| < Önceki |
|---|