özel dosyalar
Genel fizik konuları
Bernolli prensibi ve tatbikcileri
| Bernolli prensibi ve tatbikcileri |
|
|
|
| Yazar fizik | |
| Cuma, 05 Ekim 2007 | |
|
Y. Müh. M .Sami Potatöz
Canlıların hayat fonksiyonları yerine getirilirken, belli fizikî prensip ve mekanizmalar tatbik edilmektedir. Tabiata konulan bu prensiplerden birini keşfeden birisi, bu prensibe kendi ismini vermekte ve bu nam ile meşhur olmaktadır. Esasen daha Önemli olan, canlıların bu fizikî prensiplere göre yaratılmış olmaları ve böylece milyonlarca yıldan beri içinde bulundukları vasata uygun bir hayat sürdürmeleridir.
Bu
ilk tatbikçilere geçmeden önce, kısaca Bernoulli Prensibi üzerinde duralım:
Aralarında biraz mesafe olacak şekilde asılmış iki balonun arasından bir hava
akımı geçirdiğinizde, balonların birbirine doğru hareket ettiğini göreceksiniz.
Bunun sebebi, akımın olduğu bölgede basıncın düşmesidir. Bernoulli prensibine
göre bir akışkanın (gaz veya sıvı) hızı arttığı takdirde, o noktadaki basınç
düşecek, azaldığında ise basınç artacaktır.
Etrafından
bir akışkanın geçtiği şekil-1'deki bir cismi ele alalım. Bu cisme etki eden
basıncın miktarını anlamak için bir basınç katsayısı tanımlanmıştır. Bu
katsayının cismin ön tarafında en yüksek olduğu, şekil-1'de kolayca
farkedilmektedir.
Şimdi
Bernoulli prensibi uygulayan canlılardan bazılarını inceleyelim:
1. Hızlı Yüzen Balıklar:
Akımın
meydana getirdiği basınç farklılıkları balıklar İçin hayati ehemmiyet arzeder.
Balığın vücudu ve bu vücudun değişik yerlerindeki basınç farklılıkları
şekil-2'de gösterilmiştir. Basınç, balığın ağız kısmında en yüksek değerdedir.
Böylece, ağzını açtığında suyun dolması çok kolaylaşır. Solungaçların olduğu
kısım ise basıncının en düşük olduğu yerdir. Bu sayede minimum enerji
kullanarak ağzından aldığı suyu solungaçlarından geçirerek oksijen ihtiyacını karşılar.
0.8 metre/saniyelik hıza ulaştığında, artık suyu solungaçlarından dışarı atmak
için solungaç kapaklarını pompa gibi çalıştırmasına gerek kalmamaktadır.
Balığın kalbi, vücudunda, su içinde hareket etmesiyle en düşük basıncın meydana
geldiği göğüs kısmına yerleştirilmiştir. Bu sebeple kalbin pompalama hacmi
artmakta, kalbe fazla yük binmemektedir. Balıklar, artan oksijen ihtiyacına
memelilerin aksine, artan kan pompalama hacmi ile karşılık verdiği için, bu
yardım onlara büyük fayda sağlamaktadır. Memelilerde ise, artan oksijen
ihtiyacı ancak kalb atışlarının hızlandırılması ile karşılanabilir; çünkü kalb
pompalama hacmi sabittir. Bu arada balığın kalbinin ön ve arkasındaki çıkan ve
giren damarlarda mevcut basınç farkı, kanın vücuttaki dolaşımından sonra kalbe
dönmesine yardımcı olmaktadır. Balığın üzerinde meydana gelen su akımı böylece
hızlı hareket esnasında hem teneffüs hem de dolaşım sistemlerinin verimliliğini
artırmaktadır. Görülüyor ki, balığın teneffüs ve kan dolaşım sistemi, içinde
yaşadığı çevre şartlarına en uygun şekilde düzenlenmiştir.
Akımın
meydana getirdiği basınç farklılıklarının daha başka rolleri de vardır. Balığın
gözleri şekil-2'de de görülebileceği gibi. Öyle bir noktaya yerleştirilmiştir
ki, bu nokta akıştan dolayı meydana gelen basınç farklılıklarından
etkilenmemektedir. Bu da balıkta meydana gelebilecek görüş bozukluklarına mâni
olmaktadır.
2. Midyeler:
Midyeler,
çok basit yapılı hayvanlar olmalarına rağmen (diğer canlılarla
karşılaştırıldığında) "etki—tepki" prensibini çok güzel
uygulamaktadır. Herhangi bir tehlike anında, açık olan kabuklarını kapatarak
içeri dolan suyu mafsalın yanındaki boşluklardan hızla dışarı püskürtür ve bu
sayede zıt yönde ilerler. Birkaç saniye boyunca saniyede üç defa bu işlemi
tekrar ederek suda kesik kesik ilerler ve sonunda daha emin bir yere iniş
yapar. Bu hareketleri "etki—tepki" prensibi yanında Bernoulli
prensibi ile de yakından alâkalıdır. Çünkü, hareket halinde iken yüksek basınç
kabuğun tam açıldığı uç tarafta olur. Kabuğun aralanması ile birlikte, su daha
kolay olarak İçeri dolar. Kabukların en şişkin olduğu kısımda akım fazla olduğu
için basınç düşüktür ve kabukların bu istikamete açılması da kolaylaşmış olur.
3. Batı Afrika Böceği:
Bu
böceklerin yetişkinleri, çalkantılı akıntıların hemen altındaki kayaların
üzerinde toplanırlar. Bütün böcekler akıntıya karşı dururlar ve ön ayaklarından
karnının ucuna kadar uzanmış büyük bir hava kabarcığını taşırlar. (Şekil 3).
Böcek bu hava kabarcığı ile birlikte derine de dalabilir. Geçici teneffüs için
adeta bir oksijen tüpü olarak kullanılan bu hava kabarcıkları (eğer akıntı
yeterince hızlı ise) süresiz tutulabilmektedir. Suyun hareketinin engellendiği
durumlarda, kabarcıklar küçülür ve böcekler boğulabilir. Böceğin, akıntı hızı
yüksek suları tercih etmesi sebebi ile kabarcık negatif basınca maruz kalmakta
ve bozulmadan kalabilmektedir. Oksijen tüpü ile su altına dalma 20.yy'a ait bir
buluş olduğuna göre, bu böceğin bunu milyonlarca yıl Önce keşfetmesi, hem de bu
keşfinde fizik prensiblerini çok iyi kullanması onun ne büyük bir dahi(!)
olduğunu açıkça gösterir.
Yukarıda
verdiğimiz birkaç misâlden, bu prensibin tabiatta ne derece yaygın olduğunu
anlamak zor değil. Acaba insan eliyle yapılan âletlerde bu prensib nasıl
kullanılmaktadır? Uçaklarda hız göstergeleri için kullanılan pitot tüpleri,
karbüratörlerdeki venturi âletleri, uçak gövdesinin bu prensibe göre dizaynı
teknolojideki bazı uygulamalardır.
Canlılar âleminde ise bu prensib esnek ve şekil değiştiren yapılarda çok daha güçlü bir şekilde uygulanmaktadır.
Favorilere Ekle
Sik Kullanilanlar
E-posta ile Bildir
Okunma: 1622 Yorumlar
(0)
|
|
| Son Güncelleme ( Salı, 09 Ekim 2007 ) |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|