ana arrow Blog arrow Blog arrow Etiketlerarrow hidrojen enerjisi
Etiket >> hidrojen enerjisi

 Bor esaslı `Yakıt Hücresi` ProjesiKimya Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Sabriye Pişkin, kurumlarıncı yürütülen ve Devlet Planlama Teşkilatı tarafından desteklenen proje kapsamında, sodyum bor hidrürden hidrojen elde ederek, bunu yakıt hücreleriyle enerji üretiminde kullanmayı amaçladıklarını bildirdi.

Hidrojen enerjisinin otomobillerde kullanılması konusunda başta Japonya ve ABD olmak üzere birçok ülkede çeşitli uygulamalar yapılıyor, ancak bu projelerin tümü son derece yüksek maliyetleri nedeniyle pratiğe dönüşemiyorlar. Prof. Dr. Pişkin, bu noktada “kurumlarının düşük maliyetli ve verimli bir teknoloji geliştirmek, bunu toplumun pratik olarak kullanabileceği verimliliğe getirmek” istediklerini belirtiyor. Prof. Dr. Pişkin, esasen bir enerji kaynağı olmasa da, sodyum bor hidrürden hidrojen sağlanabildiğini ifade etti. Hidrojenin patlayıcı özellik taşıdığını da anımsatan Prof. Dr. Pişkin, sodyum bor hidrürden elde edilen hidrojenin ise patlayıcı bir özelliğe sahip olmadığını söyledi.

Prof. Dr. Pişkin otomobillerde bulunan sodyum bor hidrür konulan deponun musluğunun kapanmasıyla hidrojen akışının durdurulabileceğini ve bunun kullanım açısından sakınca yaratmadığını savundu. Proje, sodyum bor hidrür üretimi, bor hidrürden hidrojen üretimi ve hidrojenden enerji elde edilmesi olmak üzere 3 bölümden oluşuyor.

OTOMOBİLLERDE HİDROJEN
Prof. Dr. Pişkin, araçlar için tasarladıkları sistemde, yakıt deposuna konulacak yüzde 35’i sodyum bor hidrür, yüzde 60’ı su, yüzde 5’i de sodyum hidroksitten oluşan karışımın sağlayacağı hidrojenin, yakıt hücresinde elektrik enerjisine çevrileceğini kaydetti. İçten yanmalı motorlarda elde edilen enerjinin yaklaşık yüzde 35’inin işe dönüştürülebildiğini vurgulayan Prof. Dr. Pişkin, bu sistemde elde edilen enerjinin, elektrik motoru ile kullanılması halinde verimliliğinin yüzde 80 seviyesine çıkacağını söyledi.

TÜRKİYE "DOĞAL OLARAK" ŞANSLI
Prof. Dr. Pişkin, dizel ve benzinli motorlarda küçük maliyetli bir modifikasyonla hidrojenin yakıt olarak kullanılmasının mümkün olacağını belirtti. İçten yanmalı motor yerine yakıt hücresiyle sessiz, çevre kirliliğine neden olmayan yakıt hücresi teknolojisine otomotiv sektörünün ve ordu kurumlarının ilgi gösterdiğini kaydetti.

Prof. Dr. Sabriye Pişkin, fosil yakıt rezervlerinin belirli bir ömrü kaldığını ve petrol konusunda dışa bağımlı olan bir ülke için hidrojen enerjisinin ciddi bir alternatif teşkil ettiğinin altını çizerek, dünya bor rezervlerinin yaklaşık yüzde 63’üne sahip Türkiye’deki hidrojen içeren bor bileşiklerinin yakıt hücresi teknolojisinde kullanılması fikrinin geliştirilmesi gerektiğini savundu.

Kaynak:NtvMsnbc


Ayçiçeği yağından hidrojen!

İngiliz bilim adamları yeni bir hidrojen kaynağı buldu. Yemeklerde kullanılan ayçiçek yağından hidrojen elde etmeyi başaran bilim adamları bu sayede daha çevre dostu ve ucuz yakıt pilleri üretmeyi hedefliyor.

Araştırmacılar ayçiçek yağından hazırlanan yakıt pillerinin bir gün otomobil ve evlerde kullanılabileceğine inanıyor. Yakıt pilleri geleceğin enerji kaynakları olarak görülüyor, ancak bu pillerde kullanılan hidrojeni üretmek için çevre kirliliğine yol açan fosil yakıtlar kullanılıyor.Bu yüzden yakıt pilleri bazı ülkelerde kulanılmasına rağmen bir türlü yaygınlaşmıyor.

Uzmanlar yakıt pili alanındaki yatırımların günün birinde hava kirliliğini önemli ölçüde azaltacağına inanıyor, ancak bunun 10-20 yıl alacağı sanılıyor. American Chemical Society'de tanıtılılan ayçiçeğinden hidrojen elde etme yöntemi ise çevre dostu ve temiz oluşunun yanı sıra düşük maliyetiyle bu alanda önemli bir ilerleme olarak görülüyor.

Leeds Üniversitesi'ndeki bilim adamları bitkisel yağdan hidrojen elde etmek için deneysel bir hidrojen jeneratörü geliştirdi. Sadece ayçiçek yağı, hava ve su buharı kullanan jeneratör biri nikel diğeri karbon tabanlı iki katalizör yardımıyla hidrojen açığa çıkarıyor. Bu yöntemde çevreyi kirleten karbondioksit salınımı olmuyor. Şu anda sadeca saf bitkisel yağ kullandıklarını belirten bilim adamları, ilerde fındık-fıstık gibi kabuklu yemişlerin yağlarının yanı sıra restoranlar ya da gıda üretim tesislerinin gelen atık yağlardan da hidrojen elde etmeyi hedeflediklerini belirttiler.

Kaynak:Hürriyetim


Radyo dalgalarıyla tuzlu suyu yakıta dönüştürmek.

Floridalı eski radyo yayıncısı John Kanzius radyo dalgalarıyla kanser hücrelerini yoketmeyi amaçlayan bir cihaz icat etti. Cihazın sağlıklı hücrelere zarar vermeden kanserli hücreleri yoketmesini umuyordu. Ancak icat ettiği cihazın özelliklerini sınarken kazara cihazın başka bir yeteneğini daha keşfetti ve bu keşif gezegenin yaşadığı enerji krizine çözüm olabilir.



John Kanzius sınama amacıyla kanaldan aldığı tuzlu suyu deney tübünün içine koydu ve bir tutam kağıt havluyla tüpün ağzını tıkadı ve cihazın içine yerleştirdi. Cihazı çalıştırdığında hiç tahmin etmediği bir şey oldu ve tuzlu su dolu deney tüpünü tıkayan kağıt parçası alev aldı.





Kanzius aynı deneyi tüpün ağzına kağıt havlu koymadan denedi ve aynı sonucu aldı --deney tüpünün içindeki tuzlu su yanıyordu.

Kanzius'un söylediğine göre eyalette, deneyinin sonuçlarını gösterdiği bilim adamları tuzlu suyun yakıta dönüşerek yanması karşısında şaşkınlığa düşmüşler.

Kazius, cihazında ürettiği alevin sıcaklığı belirttiğine göre 3000 Fahrenheit'a (1648 C Derece) ulaşıyor. Bir kimyagerin kendisine cihazın oluşturduğu çok yüksek ısının su moleküllerinin içindeki bağları parçalayarak hidrojen ve oksijenin ayrışmasına yolaçtığını, yanan şeyinde ayrışmış olan hidrojen olduğunu söylediğini belirtiyor.

"Denizden bildiğimiz tuzlu suyu alıyorsunuz, bir kabın içine koyuyorsunuz ve elektrik üretebileceğiniz veya bir başka enerji formuna sokabileceğiniz güçlü bir alev veren birşey elde ediyorsunuz" diye ekliyor Kanzius.

Söylediğine göre, halihazırda mühendisler onunla birlikte Erie, Pa.'da enerjiden yararlanmak için denemelere devam ediyorlarmış. Dediğine göre alevin üzerine yerleştirildiğinde iki dakika kadar çalışan bir motor da (Stirling Motoru) geliştirmişler.

Kanzius, etrafındaki heyecan verici yeni enerji kaynağınıyla şans eseri karşılaştığını kabul ediyor. Onun, kanser üzerine çalışmalarına tanık olan birisinin cihazı hakkında, cihazın su arıtımında kullanılabileceğini söylediğini hatırlatarak. bu deneyde diyor tuzlu suyu ısıtabilirdim, ancak ısıtmak yerine alevi buldum.

Kaynak:Fla. Man Invents Machine To Turn Water Into Fire
www.wpbf.com-slideshow



(Bin kez büyütülmüş görünüm)

Tasarı son derece basit: Suyla dolu saydam bir tüp alıp, buna Chlamydomonas reinhardtii adlı yeşil yosundan katıp güneşe bırakın, yosun, fotosentez sürecinin bir yan ürünü olarak, doğal yöntemlerle hidrojen üretecektir.

Şimdi, gazın toplanabileceği bir sistem oluşturmalısınız. Böylelikle, bir hidrojen çiftliği elde etmiş olursunuz.

Çiftlikteki parıltılı politen borular güney Kaliforniya’nın tuzlu çöllerine dek uzanıyor. Bunlar, suyla dolu, içlerinde çok sayıda mikroskobik yosun var, yosunların güneş ışınlarını emerek hidrojene dönüştürmesi isteniyor. Bu sürecin sonunda elde edilen hidrojen motorlu taşıtlara yakıt olarak piyasaya sürülecek.. Benzinin yerine!.

En azından, Kaliforniya Üniversitesi’nden Tasios Melis, bunun öyle olacağına inanıyor ve, "Yaptığımız hesaplamalara bakılırsa, ABD’de benzin kullanımının tümden yok edilerek yerine hidrojenin getirilmesi için yaklaşık 250,000 kilometrekarelik bir alanın hidrojen çiftliklerine dönüştürülmesi gerekiyor," diyor.

Bir başka deyişle, bu tasarının yaşama geçirilmesi için ABD’deki soya çiftliklerinin onda biri kadarının hidrojen çiftliklerine dönüştürülmesi gerekiyor.

Yosun heryerde yetişiyor

Yosun, alışılagelmiş ürünlerin elde edilmesinin olanaksız olduğu alanlarda bile yetiştirilebiliyor. Araştırmacımız, güney Kaliforniya’da güneşten kavrulan tuzla örtülü göl yataklarının hidrojen çiftlikleri için en elverişli yerler olduğuna dikkat çekerek, "Hiç bir şeyin yetişmeyeceği bu topraklar ışığı yansıtabilmeleri açısından önemli," diyor.

Hidrojen çiftlikleri şimdilik bir düş olmakla birlikte, Melis ve onunla aynı görüşü paylaşanların başarılı olmaları durumunda ilk hidrojen çiftliklerine birkaç onyıl içinde tanık olmamız da işten değil.

Bu çiftlikler yalnızca çevre dostu bir hidrojen kaynağı oluşturmakla kalmayacak.. halihazırda fosil yakıtlara bağımlı olan gelişmekte olan ülkelerin de hemen benimseyebilecekleri denli ucuz bir kaynak olacak.

Yoksul ülkelerin bu teknolojiyi kolaylıkla benimseyebileceklerine inanan Melis, ucuz hidrojen üretimi amacıyla yosun yetiştiren tek kişi değil.

Çok sayıda araştırma ekibi şimdilerde gerek genetik mühendislik yöntemleriyle, ya da mikropların yaşadığı ortam üzerinde birtakım oynamalar yapmak suretiyle hidrojen gazı elde etmeye çalışıyor.

A.B.D Enerji Bakanlığı da, tasarının ticari açıdan geçerli kılınabilmesi için araştırmaya her yıl mali destek sağlıyor.

Teori son derece basit

Tasarı son derece basit bir görüşe dayanıyor: suyla dolu saydam bir tüp alıp, buna Chlamydomonas reinhardtii adlı yeşil yosundan katıp güneşe bırakın.

Yosun, fotosentez sürecinin bir yan ürünü olarak, doğal yöntemlerle hidrojen üretecektir.

Bu aşamadan sonra yapmanız gereken tek şey, gazın toplanabileceği bir sistem oluşturmaktır. Böylelikle, bir hidrojen çiftliği elde etmiş olursunuz.

Gelgelelim, söz konusu yöntemi hemen yaşama geçirmeden önce, bunu uygulamanın inanılmaz biyomühendislik hünerlerini gerektireceğini, bugüne dek birkaç laboratuvarda ancak bir iki ilkörnekten öteye gidilemediğini de akılda tutmak gerekiyor.

Melis ticari bir hidrojen çiftliğinin güneş enerjisini yaklaşık %10’luk bir verimle hidrojene dönüştürmesi gerektiğine inanıyor.

Yüzde 10’u bulma

Halihazırda onun ve başka araştırmacıların sürdürdükleri deneylerde bu oran % 0,1’in bile altında kalıyor.

C. Reinhardtii’ nin büyük miktarlarda hidrojen üretebilmesi, yosunlarda fotosentez sürecinde köklü oynamalar yapılmasını gerektiriyor.

Araştırmacılar, hem foto sentez sürecinde yosunlarda ortaya çıkan problemleri, süreci durduracak veya kesintiye uğratacak yan ürünlerin üretimlerini gidermeye, sistemin gece gündüz üretimini sağlamak için sorunları çözmeye çalışıyorlar.

Güneş enerjisinden tam anlamıyla yararlanmak, ve fotosentez olayılının sadece temiz ve kullanılabilir hidrojen elde edilmesini sağlamak için daha önlerinde çok yol var.

Hatta yosunların üzerinde genetik oynamalar yapmak ve yosunların fotosentes sırasında istenmeyen enzimleri üretmelirini engellemek bile bu problemler arasında. bu farklı enzimi üretmeleri sağlanabilir.

Şirketler seyrediyor

Ayrıca hidrojen çiftliğinde verimin en yüksek düzeye çıkarılabilmesi için, güneş ışığının yosun kültürlerini içeren borulara geçmesi gerekiyor.

Hidrojen üretiminin yaşama geçirilmesinin böylesine incelikli genetik işlemleri gerektirmesi yüzünden, dünyanın önde gelen enerji şirketleri bu gelişmeleri dışarıdan izlemekle yetiniyorlar.

ConocoPhillips şirketinin araştırma geliştirme başkanı Steve Schlasner mikrobun özellikleri kesin olarak belirlenmeden bir hidrojen çiftliği tasarlamanın çok güç olacağına dikkat çekiyor.

Bu arada Enerji Bakanlığı yatırımlarının zamanla meyvesini vereceğine ve hidrojenin geleceğin çevre dostu yakıtı olarak yaşamımızın kaçınılmaz bir parçası olacağına inanıyor.

Kaynak:Hürriyet
Ayrıca:Cornell News


<< Başa Dön < Önceki 1 2 Sonraki > Sona Git >>

Add to Google

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu


Giriş

Blogum

Syndicate

Online kullanıcılar

Workflows